Yazı Detayı
18 Ocak 2020 - Cumartesi 12:12
 
Teknolji ve Bizim Anlayıp Uyguladığımız
Yasin Arpacı
 
 
TEKNOLOJİ VE BİZİM ANLAYIP UYGULADIĞIMIZ
 
Eskilere nazaran yaşam koşullarının ve  refah seviyesinin arttığı günümüz türkiyesinde teknolojik araç gereçler vasıtası ile yaşam koşulları daha kolay hale gelsede şu bir gerçektirki teknoloji insanı hem bedenen hemde manen tembelleştirdiği görülmektedir.
      Asansörler ile süslenen binalarımız bir yana yürüyen merdivenlerimiz ve yollarımız otomatik açılan kapılarımız hatta otomatik yanan lambalarımızla anahtarı dahi olmayan kapılar ile tüm hareket fonksiyonlarımızı azami seviyeye düşürdük.
     Dolayısı ile hareketsiz tembelleşen sağlıksız insan moduna girdik.Her ne kadar konjüktür gereği sağlıksız bir toplum olma yolunda tembelleşme yolunda hızla ilerlesekte işin düşünürücü ve en hazin boyutu toplumsal bir yara olan kültür yıkımının ve dayanışmadan ayrışmaya doğru evrilmenin yol haritası olan yönüde varki;
   Diğer yönden yani olaya manen baktığımızda ise hastamızı taziyemizi düğünümüzü bayramlarımızı hayta hasbihalimizi dahi sosyal mecralardan çözer olduk.
   Ne kalabalık ev sohbetleri ne toplu düğün cemiyetleri ne coşkulu bayram gibi bayramlar kaldı nede acımızı yan yana can cana yaşamak.İşte değinmek istediğim noktada tam burasıdır.
     Şimdi hep birlikte bir zaman tüneline girip geçmişe bir yüzümüzü çevirelim.1990 doğumlu ve tevellütü dahada eskiye dayanan okurlarımın şöyle bir hafızasını yoklamasını rica ediyorum.Türk kültürümüzün örf adet ve anenelerinde hatta islam ahlakında dayanışma paylaşma birlik ahte veva sadakat güven temellerine dayalı bir yaşam biçimi sözün senet olduğu hatta düşmanlıkların dahi amiyane tabirle bir racona dayandığı görülmektedir.
    Bir evden cenaze çıktığında hiç bir akrabalık bağı dahi olmayan komşunun matemine ortak olması yemekler getirmesi evinizle ilgilenmesi hizmet etmesi vardı.
    Sık sık gerçekleşen bir birine gidip gelmeli çay sohbetleri hatta kalabalıkların toplandığı yaşlıların nasihatte bulunduğu köy odaları toplantıları vardı.
   Garibanlık vardı ama paylaşma dayanışma doruk noktasında idi farklı bir huzur vardı.
   Komşunun düğünü var ise komşu kendi oğlu gibi evlendirir kendi kızı gibi verirdi eğlenceler bir kaç gün sürer nerde ise çeyizler tamamlanırdı dayanışma ile.
   Bayramlar bayram gibi yaşanır karşılıklı hediyeleşilir ziyaretlerde bulunulur en azından tebessüm edilirdi yaşlının kendini yaşlı gibi htiği sayıldığı  çocuğun ise çocukluğunu en tatlı şekilde yaşadığı sevildiği ve sevindiği dönemlerdi onlar.
    Mesela çek senet kredi kartı ipotek gibi şeyleri bilmezdik bunlar iş adamı lafları idi bizce hangi mağazaya gitsek ben felancının oğluyum babamın selamı var bize şundan lazım dediğimizde alır gidedik.
    Kısacası kıymetli okurlar bizi biz eden asırlardır süre gelen kültürümüzü yok ettik.gelin birlikte düşünelim biraz uzağımızdaki yakınımıza en son ne zaman gittik ?
Bir kaç komşu bir araya nezaman geldik ?
Dahası oturduğumuz apartmanda kaç daire sakinini tanıyoruz ve samimiyiz ? Bir çoğumuz selamlaşmıyoruz bile.
Komşunuzun cenazesi olduğunda kaçımız televizyonumuzu kapattık ?
Yada selamınız en son hangi kapıyı açtı ?
   Kıymetli okurlarım;
Çelik çomakların saklambaçların dokuz taşların istopların yerini pubg ler candy crus lar aldı heyhat...!
Komşusuna kokar diye ızgara yapmayan yapsada muhakkak götüren toplum en leziz yemek masalarının fotoğrafını paylaşır oldu.
   Helaline göz ucu ile bile bakıldığında cihanı yakan toplum eşini kızını sosyal medyada teşhir eder oldu.
    Türkülerimiz ezgilerimiz namelerimiz rafa kalktı hip ten hopa repten teknoya döndü dilimiz evrildi ilerici olalım derken ardımızı hep unuttuk.
Amacına uygun ve dozunda kullanıldığında teknoloji elbetteki faydalı bir araçtır.
    Geçmişini unutanın geleceği şüpheli değilmidir dilimize dinimize yöremize töremize sahip çıkmazsak yaşlılığımız pekte hayal ettiğimiz gibi huzur içinde geçmeyecektir.sonra huzur evleri çoğalır huzursuz aileler artacaktır.saygının sevginin seviyesi düşecek güven sadakat gibi duygular yok olmaya yüz tutacaktır.çocuklarımızı yetiştirdiğimiz ölçüde saygı sevgi görür ve huzur buluruz.
     Rahmetli halk ozanı ozan arifin şu dörtlüğü ile yazıma son veriyorum.
   “Çocuk için türkçe kader
     Türk türkçeye dikkat eder
     Dil gider ise din de gider
     Çocuklara dikkat edin”
sizi her halimizi gören işiten bilen Allaha emanet ediyorum selam ve dua ile...
 
Yasin ARPACI
 
Etiketler: Teknolji, ve, Bizim, Anlayıp, Uyguladığımız,
Yorumlar
Diğer Yazılar
Yazarlar
sanalbasin.com üyesidir
Özlü Sözler
Aşk davaya benzer, cefa çekmek de şahide: Şahidin yoksa davayı kazanamazsın ki !


Mevlana
Bir Hadis
Allah Rasûlü; “Din nasihattır, samimiyettir” buyurdu. “Kime Yâ Rasûlallah?” diye sorduk. O da; “Allah’a, Kitabına, Peygamberine, Müslümanların yöneticilerine ve bütün müslümanlara” diye cevap verdi.


SADİ
Arşiv
Modül 1

 

 
KOCAELİ SON DAKİKA HABERLERİ
Herkese Açık grup · 13.231 üye
Gruba Katıl
www.gebzeninsesi.com Haber ihbar Whatsapp  0532 233 28 80
 
Modül 3
Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.
Modül 5
Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.
Haber Yazılımı