Yazı Detayı
05 Kasım 2019 - Salı 11:19
 
Gebze İbrahim Paşa Çeşmesi
Resul Orman
 
 

 

Kıymetli okuyucular. Anadolu tarihinin kadim şehirlerinden biri olan Gebze’nin tarihi gelişiminde iki Boşnak paşanın rolü büyüktür. Bunların biri Çoban Mustafa Paşa diğeri ise Fazıl Ahmed Paşa’nın Kethüdası İbrahim Paşa’dır. Osmanlı’da aldıkları görevleri ve bu aldıkları görevlerden elde ettiği kazançlarını hayır, hasenat işlerinde kullanarak Gebze’yi ihya etmelerini, bu işlerin yapım aşamalarını, yaşanan hikayeleri aktaracağız.

 

Gebze İstanbul’dan çıkan bir kafilenin ilk durağı, Anadolu’dan İstanbul’a gelen kafilenin son durak noktasıdır. Bu yol üzeri olan şehrin imarı, daha çok hizmet görüp insanlara kolaylık sağlaması için bazı yapıların inşası gerekliği artmıştır. Çoban Mustafa Paşa tarafından kendi adına yaptırdığı Çoban Mustafa Paşa Külliyesi inşası 1523 yılında tamamlanmıştır. Ama zamanla oluşan su sıkıntısı sebebiyle Fazıl Ahmed Paşa’nın Kethüdası İbrahim Paşa tarafından bir Su Dolabı, Çeşme imar edilip şehrin Su sıkıntısı giderilmeye çalışılıyor bununla ilgili yüklü bir harcama yapılmıştır.

Devlet-i Aliyye’nin birçok sultanı, sadrazamı, veziri, valide sultanı, paşası, kethüdası vs., çeşitli menzil yolları üzerinde Osmanlı Medeniyeti’nin önemli bir hayrat unsuru ve mimari öğesi olan çeşme yapıları inşa ettirmişlerdir. Bu çeşme yapılarının bir kısmı da menzil yolları üzerinde bulunan şehirlerin meydanlarına, mahalle aralarına, sokak başlarına yaptırılmışlardır.

 

İbrahim Paşa mahiyetindeki bir ordu ile Anadolu’ya gitmekte iken Üsküdar’dan sonra ilk menzil olan Gebze’de konakladığı sırada, kasabada yeteri kadar su olmaması İbrahim Paşa’nın nazarı dikkatini çekmiş. Paşanın yanında olan ve çok mahir su yolcusu lalasına demiş ki:

 

– Lala bu kasaba mühim bir mevkide olduğuna göre herhangi bir askerî harekâtta bugün bizim burada toplandığımız gibi gelecekte toplanacak ordunun askerine ve hayvanlarına yetecek kadar su bulunmaz mı?

 

– Belli devletlim, aranırsa sai ve gayret edilirse sayende bulurum. Cevabını vermesi üzerine İbrahim Paşa;

 

– Lala sen burada kalasın, lüzumlu akçeyi de benim namıma Defterdar Efendi’den alasın. Su ara bul. Bu beldeye namıma su aksın, göreyim seni, bana ve milletime nice güzel hizmet edesin, diyerek Lalanın arkasını sıvazlayıp atına biner, ordusunun önüne düşer.

 

Lala lazım gelen amele ve malzeme ile işe girişir ve Gebze’nin şimalindeki Yazı Çayırı diye namlandırılan çayırın doğusunda halen askeri kışlanın bulunduğu tepeden itibaren çayıra doğru aramada suya tesadüf eder. Fakat bulunan suyun doğrudan doğruya akıtılması gerek temizlik ve gerekse suyun azlığı su yolcuyu başka sularda aramaya sevk eder. Başlanılan kazı drenaj işinde aynı hat üzerinde galeri şeklinde birbirine bağlama usulü ile kuyular açar. Bu şekilde tam kırk adet kuyu açılmış, o zamana göre halen Yazı Çayırı’nın ortasında bulunan eski binanın içerisindeki büyük kuyuya suyu toplayarak bunu kasabanın merkezinin ortasında bulunan dört adet yer üstü, bir adet yer altı terazisiyle halen Gebze Çarşısı üzerine ağaç çarklarla kovalar ve çarkı çevirmek üzere ırgat tabir edilen hayvan koşulan ve yarım daire olan çarkın arasına konulan tekneye dökülen sular, ağaç oluk vasıtasıyla bina edilen duvarın içindeki birinci terabiye üst tarafından dökülür.

Sekiz metrelik olan bu terazinin içindeki künklere giren su terazisinin dibinden itibaren kasabaya doğru döşenmiş olan künklere iner. Bu yükseklikten inen su hızla hattı üzerinde birinci terazinin altmış metre ileride bulunan ikinci teraziye hızla çıkan on metrelik olan bu teraziden de diğer iniş künküne giren su yer altı künklerinde hızla devam eder. Bundan sonra seksen metre ileride bulunan altı metre yüksekliğinde teraziye hızla çıkar, oradan da hızla iniş künküne geçen su bundan sonra istikametine devamla yüz metre ileride bulunan dördüncü ve üç metre yükseklikteki aynı zamanda birinci çeşmeye de su veren bir teraziden de geçen su istikametine devamla ikiyüz-üçyüz metre ileride ve Yazı Çayırı’ndan Gölcüönü Meydanı’na giden caddenin nihayetinde ve sol tarafta bulunan yer altı terazisine iner. Bu teraziyi takriben üç beş metre derinlikte olup buradan sola dönen su yolunu takiben çarşıda bulunan çeşmeye dökülür.

 

Su işi tamam olmuştur. Bu sırada da İbrahim Paşa Gebze’ye Anadolu’dan avdet (dönüş) eder. Merasimle çeşme akıtılır. Su yolcu Lala o zamanın adetine göre en yüksek paye olan hediye olarak İbrahim Paşa tarafından Hil’at yani hırka giydirilir ve murassa bir kılıç kuşatılır ve çeşme halk hizmetine girer. Bu su ve çeşme hakkında bir mersiye bile vardır.

 

17. yüzyılda yapılmış olan Osmanlı dönemi çeşmelerinden olan İbrahim Paşa Çeşmesi, Kocaeli sınırları içerisindeki en büyük (69 m²) çeşme yapısı olma özelliğine sahiptir. Ayrıca, Kocaeli’nde bulunan tarihi çeşmeler içerisindeki güneş saatli tek örnektir.

 

  Kaynakça

 

– A.Nezih Galitekin, Kocaeli Su Medeniyeti Tarihinden Birkaç Damla, İstanbul, 2006

– Kıtaları Buluşturan Tarihsel Geçiş Hattı Üzerinde Bir Kent; Gebze Somut Olmayan Kültür Mirası Kocaeli, 2018

Volkan Şenel- Tarihçi

 

 
Etiketler: Gebze, İbrahim, Paşa, Çeşmesi,
Yorumlar
Yazarlar
sanalbasin.com üyesidir
Bir Hadis
İslâm, güzel ahlâktır.


Kenzü’l-Ummâl, 3/17
Arşiv
Modül 1

 

 
KOCAELİ SON DAKİKA HABERLERİ
Herkese Açık grup · 13.231 üye
Gruba Katıl
www.gebzeninsesi.com Haber ihbar Whatsapp  0532 233 28 80
 
Modül 5
Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.
Haber Yazılımı