Yazı Detayı
27 Eylül 2020 - Pazar 23:25
 
ATIL KAYNAKLARIMIZ
Ferhat Muhsin Gümüş
fmgumus923@gmail.com
 
 

 

Geçtiğimiz ay bizim memlekette fındık toplama vaktiydi. Yaklaşık yirmi yıl sonra ilk defa fındık toplamakla birlikte yine son yirmibeş yıl sonra en uzun vakti geçirdim. Yaklaşık yirmi gün. 

Bu süre zarfında insanlarımızın sosyal yaşamlarından kültürel anlayışları ve ekonomik yaşam koşulları hakkında pek çok gözlem ve görüşme yapma imkanımız oldu.

Bizim memlekette kurban kessen dağıtacak aile yok gibi. Ekonomik doyuma ulaşmış çoğunluk.  Ve durağan bir hayata geçmişler. Yaz sezonu hariç kimse çalışmıyor. Kahvehanelerde ve çay ocaklarında yer yer Doların yükselmesini eleştiriyorlar. Yüzlerce ton elma ve armudu neden ziyan ettiklerini sorduğumda toplayacak adam olmadığını ileri sürüyorlar.

Oysa Belediyelerin öncülüğünde hanımların çalışacağı işletmeler açılabilir ve bu meyveler gerek kurutularak gerekse pekmez veya marmelat haline getirilmek suretiyle ihraç edilerek ilçe başı yaklaşık 1 milyon TL gelir elde edilebilir. Ki ülkemizde meyve cipsi ihraç eden şirketler mevcut. Bunlar modellenebilir.

İşgücü sorunu yine bir insan kaynakları şirketi kurularak ihtiyaca göre başta kendi yöre insanlarımız olmak üzere, komşu illerden veya tırlarla yardım kolileri gönderdiğimiz Afrika ülkelerinden sağlanabilir. Böylece yardım edecek insan değil, yardıma ihtiyaç duymayan aileler kazanmış oluruz. Hem de ensar muhacir dayanışması ile atıl kaynakları ekonomiye kazandırarak  ithalat ihracat dengesine de pozitif katkı sağlayarak TL'nin değer kazanması adına bir adım atılmış olur.

Bununla birlikte derelerimiz, dağlarımız altın, gümüş madenlerinin yanı sıra pek çok değerli ve yarı değerli taşlar yönünden zengin. 

Üniversitemize kurulacak bir geomoloji ve botanik labaratuvarlari ile bir yandan bu taşların kendi imkanlarımızla tahlillerinin yapılarak ekonomiye kazandırılması, diğer yandan bitkisel çeşitliliğin incelenerek sanayide kullanılabilecek bitki türlerinin de işlevsel hale getirilmesi gerekmektedir.

Otların parasal sebeplerle yakilmayarak eskisi gibi kurutulup değerlendirilmesi samana giden kaynağın da  önemli kısmını kurtaracaktır. Bu sebeple ülkemizin et ithalatı göz önüne alınarak hayvancılığın geliştirilmesi de önem arz etmektedir.

Sonuç olarak gerek ziyan olan ve gerekse henüz işlevsel hâle gelmeyen kaynakların Giresun'umuzda yıllık en az bir milyar dolarlık maliyeti olduğunu tahmin ediyorum.

Bu çerçevede Devleti eleştirmeye harcayacağımız enerjiyi üretime katkı sağlayarak destek olmaya harcarsak emin olun Doların yükselmesi bizim için kâra dönüşecektir. 

Bu konudaki düşünce ve gözlemlerimi zaman zaman sizlerle paylaşmaya çalışacağım. Şimdilik sevgiyle kalın.

Ferhat Muhsin Gümüş

 
Etiketler: ATIL, KAYNAKLARIMIZ,
Yorumlar
Haber Yazılımı